SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

719 nolu Hadis’in İzahı:

 

Duhâ nafilesi; kuşluk namazı demekdir. Görülüyorki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kuşluk namazını kılıp kılmadığı hususunda Hz, Âişe 'den biribirine muarız hadîsler rivayet olunmuşdur. Bunların bâzılarında, bu namaz nefiy, bâzılarında da isbât edilmektedir.

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, Hiç Kuşluk namazı kılmadığını bildiren Âişe hadîsini Buhârî «Kitâbü't-Teheccüd» de; Ebû Dâvûd ile Nesâî de «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Bu husûsda imam Nevevî şunları söylemektedir: «Hz. Âişe'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kuşluk namazını hem kıldığını hem kılmadığını bildiren iki hadîsinin arası şöyle bulunur: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu namazı faziletinden dolayı bazen kılar; bazen de Hz. Âişe 'nin dediği gibi ümmetine farz olur endîşesi ile terk ederdi. Âişe (Radiyallahu anha) 'nın :

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kuşluk namazını kılmazdı. Meğer ki bir seferinden gelmiş ola!... sözü de: Ben, onu görmedim... mânâsına te'vîl olunur. Nitekim ikinci rivayette aynen bu sözü söylemiş ve: Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kuşluk namazı kılarken hiç görmedim, demişdir. Bunun  sebebi şudur: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk zamanında Hz. Âişe'nin yanında nadiren bulunurdu. Çünkü ekseriyetle o vakitde ya yola gider yahut mescîdde veya başka bir yerde bulunurdu. Kadınlarının yanında bulunduğu zaman dahî Âişe (Radiyallahu anha)'nın yanında ancak dokuz günde bir kalabiliyordu. Bu sebeple Hz. Âişe 'nin: Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, kuşluk namazı kılarken görmedim, demesi sahîh olur, Hakîkatta Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, bu namazı kıldığını yâ kendisinden yahut başkasından duymuş olabilir.

 

Yahut şöyle denilir: Hz. Âişe'nin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk namazını kılmazdı.) sözünün mânâsı, ona devam etmezdi; demekdir. Bu takdirde Âişe (Radiyallahu anha) bu namazın aslını değil, ona devamı nefî etmiş olur.

 

Gerçi İbni Ömer 'den rivayet edilen sahîh bir habere göre, kendisi kuşluk namazı hakkında: O, bid'atdır, demişse de, bu söz: O namazı, mescidde alenen kılmak, bid'atdır, mânâsına hamledilmişdir. Nitekim böyle yapanlar, da bulunurdu. Yoksa mezkûr namazın evlerde kılınması mezmûm değildir. Yahut: Bu namazı devam üzere kılmak bid'atdır, denilir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine farz olur endîşesi ile ona devam etmemişdi. Ama bu hüküm Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkındadır. Bizim için kuşluk namazına devam etmenin müstehab olduğu Ebû'd-Derdâ ve Ebû Zerr (Radiyallahu anh)     hadîsleri ile sâbitdir.

 

Yahut şöyle denilir: Hz. İbni Ömer, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kuşluk namazı kıldığını ve kılınmasını emrettiğini duymamışdır.

 

Her ne hâl ise Cumhûr-u ulemâya göre kuşluk namazı kılmak, mustehabdır. Bu husûsda yalnız Abdullah b. Mes'ûd ile Abdullah b. Ömer'in tevakkuf ettikleri rivayet olunur...» Nevevî'nin izahatı burada sona eriyor.

 

Hattâbî : «Muhakkak surette sabit olmuştur ki Nebi. {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'nin fethedildiği gün, kuşluk namazını kılmış, bunu Ebû Zerr ile Ebû Hureyre'ye tavsiye dahi buyurmuşdui.» diyor.

 

Bu husûsda. İbni Abdilberr, şunları söylemişdir; «Sünnet ilmi hakkında husûsi bir ma'lûmâta sahip olan kimseden ulemânın bâzısı bilgi alır. bâzısı alamaz. Hiç bir sahâbî yoktur ki başkalarının bildiği bâzı hadîsleri gözden kaçırmış olmasın! Bütün hadîsleri ihatalı bir şekilde bilmek, imkânsızdır. Sonra yetişen ulemâ ancak ilim, kitaplarda tedvin edildikten sonra bütün hadisleri ihata edebilmişlerdir... Binâenaleyh Hz. Âişe'nin. bu meseleyi bildiği hâlde: Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kuşluk namazını kıldığını, görmedim, demiş şahihdir.» demektedir.

 

İbnü'l.Cevzî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in farz olur diye endişe buyurmasını iki veçhe ihtimâlli olarak îzâh eder. Birinci veçhe göre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk namazını Allah'ın farz kılacağından endîşe etmişdir.

 

İkinci veçhe göre, Ashabın, bu namazı farz î'tikaadı ile amel edeceklerinden çekinmişdir.

 

İbni Battal'a göre de Hz. Âişe hadîsinin iki şeye ihtimâli vardır :

 

a) Caiz ki bu hadîs Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gece namazı farz kılındığı zaman vârid olmuşdur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in endîşesi, ümmeti hakkındadır. Bu namazı devam üzere mescidde kılarsa, ümmetine de farz olur; diye endîşe etmişdir. Kendisine bu namaz zâten farzdı. Şu hâlde Âişe (Radiyallahû anha)'nın: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazen yapmak istediği bir işi terk ederdi...» sözü, ümmetini o işi yapmaya davet etmezdi; mânasına gelir. Yoksa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} gece namazını, kendisine farz olduğu hâlde bırakırdı; demek değildir.

 

b) İhtimâl ümmetinin gece namazına devam ede ede zayıf düşerek; kılamamalarından ve bu suretle Allah'a âsî olacaklarından korkmuşdur. Buradaki İsyan doğrudan doğruya değil; bil vâsıtadır. Ümmetin, o namazı kılamamaları, Resûlullah'a tâbi olmamak demektir. Hâlbuki ona tâbi' olmak farzdır. Çünkü  Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ita'at etmek, Allah'a itaat demekdir. Bunun aksi de Allah'a isyan mânâsına gelir.